Kafe köşesinde, eski bir kitabın sayfalarını karıştırırken, kapı zili çaldı ve o girdi. Sakallı, mavi gözlü bir yabancı, boş masalara bakıp benimkine yöneldi. “Boş mu?” diye sordu, sesi derin ve davetkardı. Oturdu, kahve ısmarladı, sohbet akıp gitti; seyahatlerden, unutulmaz anılardan konuştuk, zaman eridi. Dışarı çıktığımızda serin rüzgar esti, el ele yürüdük. Evime vardık, merdivenlerde öpüşmeye başladık, dudakları tuzlu ve sıcaktı. Odama girdik, gömleğini çıkardım, kasları altında kalp atışını hissettim. Beni yatağa yatırdı, boynumu öptü, aşağı indi, dilini her yerimde gezdirdi. İnleyerek kalktım, onu sırtüstü yatırdım, üstüne bindim, yavaşça indim kalktım. Vuruşlar hızlandı, terler karıştı, orgazm gelirken ellerim saçlarında dolandı. Gece boyu keşfettik birbirimizi, sabah kahvaltıda gülümsedik ama yollarımız ayrıldı, o anılar kaldı.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.. Gerekli alanlar işaretlendi *

*